Tarihçe

Tarihçe

YERLEŞME GELİŞİMİ VE KÜLTÜREL TARİHİ

 

 

Talas, arkeolojik ve tarihi kentsel değerleriyle eski bir yerleşim yeri ve yerleşkesinde yaşamın devam ettiği önemli bir tarihi kenttir. Yeraltı ve yerüstündeki binlerce yıllık kültürel miras değerleriyle birlikte şehrin yaşamsal kaynakları, Talas'ın yerleşme ve yaşam kültürünü anlamamızda bize yardımcı olacak en önemli unsurlarıdır.

Yaşamsal kaynaklardan ilki olan su, Kuruköprü ve Zincidere güzergâhlarını takip ederek Talas'a iki koldan gelir ve Reşadiye'de birleşen su yolları sistemli bir biçimde mahallelerdeki sarnıçlara depolanıp oradan da maksemler aracılığıyla çeşme ve kuyulara aktarılırmış. Tabi ki su, Talas'ın ikincil yaşam ve temel geçim kaynağı olan bağ ve bahçeler içinde çok önemli bir kaynaktır. Kayseri ve çevresi geniş bağ alanları ve bağcılık faaliyetleri ile bilinmektedir. Bu faaliyetlerin yapıldığı önemli bölgelerden birisi de Talas’tır. Bu sebeple bu bölge tarihte hep bağ ve sayfiye merkezi olarak ifade edilmiştir. 16.yüzyılda Erciyes Dağı çevresinin sosyal ve ekonomik durumundan bahseden kaynaklar ve araştırmacılar bu çevrenin verimli topraklara, zengin bitki örtüsüne sahip olduğuna ve çevrede Hisarcık ve karye (Köy) olarak bahsedilen Talas gibi önemli bağ ve sayfiye merkezlerinin bulunduğuna işaret etmektedirler.

Talas bulunduğu coğrafi konumu ile tarihte Ön Asya medeniyetlerinin biçimlendirdiği önemli bir yerleşme alanı olan Kapadokya’nın merkezinde yer almaktadır. Bu coğrafyada hâkimiyet kurmuş pek çok kültür ve medeniyete tanıklık etmiştir. Bu sebeple de bu uygarlıklara ait değişik niteliklerde ve önemli miktarda tarihi ve kültürel mirasa sahip olmuştur. Milattan önceki dönemlerine ait yaşantı hala tarihin karanlık örtüsü altında bulunmakla birlikte yapılan kazı ve yüzey araştırmaları ile şehrimizin bu dönemlerine dair bilgi verecek buluntularına ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Talas’ın yeraltında bulunan ve arkeolojik değerleri olarak ifade edeceğimiz dokusu büyük oranda Geç Roma - Erken Bizans (III-V. yy ) dönemlerinde meydana gelmiştir. Yeryüzünde bulunan ve kentsel değerlerimiz olarak öne çıkan şehrimizin yerüstü değerleriyse Osmanlının geç devirlerinde (XVIII-XIX. yy) biçimlenmiştir. Yani Talas, yerleşme niteliği açısından değerlendirildiğinde yaklaşık 2000 yıllık bir tarihi kent ifadesidir.

Milattan sonraki ilk dönemlerden itibaren yer altı şehirleri, kaya oyma mekânlar ve su kanallarının meydana getirilmesi şehrin büyük programlı ilk yapısal faaliyetleri olmuş ve bu süreç sürekli devam etmiştir. 18.yy sonrasında ise bu alt yapı değerleriyle entegre biçimde geleneksel konut kültürü gelişmiştir.

Şehrin kuruluşunun ilk dönemleri milattan sonraki ilk yıllarda Hıristiyanlığın erken devirlerinde olmuştur. Bu devirlerde Hıristiyanlığın yayılmasıyla birlikte bazı azizler Anadolu’ya gelmişlerdir. Bu din adamlarından Aziz Basileios ( Kaisareia 329-379),  Kapadokya olarak bilinen bölgede kilise ve manastırların kurulmasına Kayseri Başpiskoposu olarak öncülük etmiştir. Ayrıca kilise teşkilatını düzenleyerek iç kurallarının konması da Aziz Basileios tarafından sağlanmıştır. Talas’ta da kaya oyma kültürü ve yer altı şehri özelliğindekiyapılar büyük oranda bu süreçte meydana getirilmiştir. Bu dönemlerde kaya oyma pek çok mekân ve yer altı şehirleri, Paganist Romalıların zulmünden kaçan ilk Hıristiyan Romalıların sığındığı, yaşamlarını devam ettirebilmek ve dinlerini yaymak amacıyla ve bazı dönemlerde de şehir savunmasında kullanılmış yaşam alanları olmuştur. Hem içte yaşanan kargaşa, hem de dış tehditlerden dolayı bu tarz yapılar, Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasına kadar kullanılmıştır. Bu dönemlerde Erken Hıristiyanlık devri insanları için Talas'ı önemli kılan en mühim değer Aziz Basileios'tur. Çünkü Hıristiyanlık dini açısından önemli bir değer olan bu aziz hakkında bilgi veren kaynaklar Aziz Basileios'un Ali Dağı'nda üç gün dua ettiğini bildirmektedir. Bu sebeple Ali Dağı; Asis dağı, Ases Dağı, St. Basil Dağı ve Aziz Dağı gibi isimlerle anılmıştır.

Orta Asya’dan büyük akınlarla gelen Türkler, Malazgirt zaferi sonrası kitleler halinde Anadolu’yu yurt edinmeye başlamışlardır. Türk göçlerinin önemli bir kısmı Selçuklu Komutanları tarafından İç Anadolu bölgesi civarında iskân edilmişlerdir. Bu iskân faaliyeti sırasında da Talas, yerleşim bölgeleri içerisinde değerlendirilmiştir. İskan edilen halkın bugünkü Kırgızistan’da yer alan Talas dolaylarından geldikleri ve yöreye yerleşen halkın şehir adını da yerleştikleri yere taşıdıkları kuvvetle muhtemeldir. Köken olarak Orta Asya'daki Talas'ın fiziki olarak, şehrimizle pek çok ortak özelliği vardır. Kiçi Talas - Kiçi Köy, Uluğ Talas- Yukarı Talas v.s bu benzerliklerden sadece birkaç tanesidir.

Talas’ın tarihi ve kültürel miras dokusu Ali Dağı’nın çevre ve eteklerinde yer almaktadır. Endürlük, Akçakaya, Zincidere, Reşadiye, Yukarı, Tablakaya, Han, Harman ve Kiçiköy Mahalleleri, bünyelerinde günümüze kadar taşıdıkları tarihi ve kültürel miras değerleriyle Ali Dağını çevreleyen önemli tarihi mahallelerimiz konumundadır. Yerleşimin önemli sosyal ve dini yapıları ile ticaret yapıları bu mahalleler içerisinde yer almıştır. İlaveten bu mahalleler ile birlikte 19.yy kayıtlarında bilinen 35 mahallesi olduğu ifade edilmektedir. Ermeni, Rum ve Türklerden oluşan sosyal grupların bir arada yaşadığı Talas'ta, kayıtlardaki bilgilere göre yerleşik nüfus içerisinde nüfusun çoğunluğuna Türklerin sahip olduğu bilinmektedir.

Selçuklu Devletinin dağılmasının ardından Beylikler ve Osmanlı Devleti arasındaki mücadelelerde el değiştiren Kayseri, Yavuz Sultan Selim döneminde kesin olarak Osmanlı Devleti hâkimiyetine girmiş ve Cumhuriyetin ilanına kadar Osmanlı Devleti tarafından yönetilmiştir. Kayseri ile beraber Talas da Osmanlı Devleti hâkimiyetiyle başlayan idari süreçleri aynen yaşamıştır. 1907 yılında belediye teşkilatı kurulan Talas, 1911 yılında nahiye ve 1987 yılında ilçe olmuştur. 2005 yılında ise Kayseri Büyükşehir Belediyesi hinterlandına dâhil olarak günümüzde 120.000'e yaklaşan nüfusu ile merkez ilçe konumundadır.